Üsküdar Üniversitesi Kurucu rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Akademik Bakış Programında Doç.Dr. Michael Kuyucu’nun konuğu oldu. Tarhan, Michael Kuyucu’ya 2021 yılında on yaşına basan Üsküdar Üniversitesinin kuruluş hikayesini anlattı. Nevzat Tarhan, bilgi üretmek kadar üretilen bilginin tanıtılması gerektiğine inandığını ve bu noktada iletişimin başrol oynadığını ve yola çıkarken bu nedenle İletişim Fakültesi kurma konusunda çalışmalar yaptıklarını söyledi. İşte Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın Michael Kuyucu’ya yaptığı açıklamalar:

Üniversite Kurmak Hedefimdi

Üsküdar Üniversitesi 2011’de kuruldu ama hazırlıklar 2008’de başladı. Sağlanması gereken bir çok şartlar vardı, mali şartlar, kadro şartları vs gibi.  Bir üniversite kurmak akademisyen olarak yaptığım işi üniversite yapısı içerisinde yapabilmek, tedavi hizmetini, sağlık hizmetini, eğitim hizmetini yapabilmek çok önemlidir. Mesleki olarak benim hedefimdi bu.

Tüm Malvarlığımı Vakıfa Bağışladım

Hastanemiz kurulduktan sonra hastane ile Türkiye’deki bir çok ilkleri başlatmış olduk. Beyin hastanesi, psikiyatri hastanesi sayısı arttı. Daha sonra bu beyin hastanesine döndü, şu anda daha da büyüdü kadromuz. 2011 yılında üniversite kurma fikrini ilk aklıma getiren Normen Nor isimli Amerika’dan gelen bir hocamızdı. Geldi hastaneyi dolaştı ve bana “senin burada alt yapın hastaneye dönüşür, düşünüyor musun?” dedi. Düşünce olarak vardı da aklımda bununla ilgili somut bir adım atacak gücü bulamıyordum. Birkaç kişi daha söyleyince onun üzerine ben bütün mali olarak mal varlığımı bağışladım vakfa. Vakıf zaten önceden kurulmuştu 2000’li yıllarda. Tüm varlığımı vakfa bağışlayınca alt yapıyı asgari şartlarda sağlamış olduk. Üniversite projemizi YÖK’e  2009 yılında sunduk, oradan da olumlu yanıt geldi ve kuruluşumuz 2011’de resmi gazetede yayınlandı. Üsküdar Üniversitesi 3 Mart 2011’de kuruldu. Onuncu yılımızı doldurduk.

Sağlık Alanında En İyisini Yapmak İstiyoruz

Üniversiteyi kurarken 10.000 öğrenciye çıkacak şekilde bir fizibilite raporu almıştık. Ona göre ilerlerken bizim alan sağlık alanı davranış bilimleri alanı Ar-Ge odağımızı baştan belirledik biz kurulurken. Arge odamıza dedik ki “biz sağlık alanında en iyileri yapmak istiyoruz”. Ayrıca sağlık nereye gidiyor? Nöro bilimin psikiyatrinin gidişi nerede diye bakarken ben zaten beyin davranış ilişkisini önemsiyordum. Bu konuyla ilgili zaten ilk alt yapıları ben kurdum. Beyin haritalama sistemlerini, beyin görüntüleme sistemlerini ve burada bilgisayar bölümlerinin olduğu mühendisliği de kurduk. Diğer bir kurduğumuz moleküler biyoloji ve genetik oldu sonra da iletişim bölümlerini ve fakültesini kurduk.

Üç Önemli Aşamaya İnanıyoruz

Tanıtım ve iletişim çok önemli bir konudur. İyi bir şey yapabilirsen bu %30 dur. Bu kaliteli iş yapmanın ilk değeri. İkinci değeri ise %30 kişinin kişisel networküdür, Üçüncü %30 da hatta %40 da tanıtım ve anlatımdır. Buda iletişimle oluyor. Bunları yapabilmek için gerekli üç ayaktan biri de iletişimdir.

Görsellik Olmadan O Düşünce Kütüphane Raflarında Kalır

Tanıtım işletmeciliğin en önemli üç ayağından biridir.  Sağlıkta ürün üretmek kaliteli ürün üretirsin ama onu anlatmadıktan sonra insanların bilgisi orada kalır. Kaliteli ürün üreteceksin ikili iletişimlerle bu sosyal networkünle insanlara anlatacaksın. Bu ikili ilişkiler ise takım çalışmasıyla ve sosyal networkle olur. Biz mesela hastalar geldiği zaman soruyoruz “nasıl geldiniz” diye. %60’ı 70’i referansla geliyorlar tavsiye ile geliyorlar. Yaptığın kaliteli işi doğru anlatmak gerekir, anlatıyorsunuz sonrasında bununla ilgili haberler yapılması tanıtımlar yapılması gerekir. Görsellik yani bir proje varsa projenin görünebilirliği ön plana çıkıyor. Görünebilirliği olmuyorsa projeye yazık. Kütüphanenin raflarında kalır.

Yaptığın İşte Toplumu Bilgilendirmek Gerekir

Üniversitede de öyle, üniversitedeki bilgi kütüphanenin raflarında kalmamalı. Onun için toplumu bilgilendirme gerekiyor. Üniversitede dört ayak vardır, biri bilgi üretmek  hocalar bunu yapıyorlar, klasik hocalar bununla kalıyorlar ama ikinci ayağı nedir? Araştırma yapmak. Üretilen o bilgiyi araştırmalarla geleceğin ihtiyaçlarını tahmin etmek ve geleceğin ihtiyaçlarına göre tahmin edilebilirlik kapasitesi yaratmaktır.  Gelecekte beş senede neler olacak? Üniversitelerde çalışılır, bu çalışmalar temayül çalışmalardır. “Dünya nereye gidiyor?” konulu çalışmalar yapılır ve bu çalışmalara göre kararlar verilir, yol haritaları çizilir. Üniversiteler üretiyor bu bilgiyi. Üçüncü ayak ise sanayi iş birliği vardır. Bilginin üretim haline, ürün haline dönüşmesi sonrasında diğer önemli ayak toplumu bilgilendirmedir. Yaptığın işte toplumu bilgilendirme yapmıyorsan, sen, ben, bizim oğlan ahbap çavuşlar duyar bunu. Böyle eğitimcilik olmaz onun için bunu da yapmamız gerekir, bu nedenle ben iletişime ve tanıtıma  inanıyorum.

Programı Dinlemek ve İzlemek İçin: