MEF Üniversitesi İ.İ.S.B. Fakültesi Ekonomi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Onur Başer, konuk olduğu Akademik Bakış Programında Michael Kuyucu’nun “Türkiye ile Amerika’daki üniversite giriş sisteminde ne tür farklılıklar var?” sorusunu yanıtladı. Başer, Türkiye’de üniversite sınavının kalkmasının şu an için zor olduğunu söylerken, üniversite tercih döneminde öğrenci seçim kriterlerinde sadece tek bir sınava bağlı olunmamasının daha sağlıklı olduğunu söyledi.

Amerika’da Tanıtım Sırasında Akademisyeni Göremezsiniz

Türkiye’deki tercih döneminin önce bir avantajlarından bahsedeyim. Örneğin şimdi tanıtım günlerindeyiz. Bölümümüzden hocalarımız katılıyor bu tanıtım günlerine. Hocalarımız öğrencilerimiz ve aileleriyle buluşuyor. Amerika’da tanıtım grubu genelde öğrencilerden oluşur yani bölümdeki akademisyeni çok sık görmezsiniz ama burada biz her zaman akademisyenle bölümde olan bir hocayla hem aileleri hem öğrencileri birleştirebiliyoruz. O açıdan olumlu görüyorum buradaki tanıtımları.

ABD’de Üniversiteye Giriş Yılda Bir Kez Yapılan Bir Sınavla Olmuyor

ABD’de  SAT dediğimiz bir sınav var. O sınav üniversiteye başvurmada önemli bir kriter olarak gözüküyor, o sınavı her ay yapıyorlar. Her ay siz istediğiniz kadar alabilirsiniz o sınavı. En iyi notunuzu üniversiteye gönderiyorsunuz. O nedenle buradaki gibi öğrencilerimiz tek sınav ve o günün stresini yaşamıyorlar. Örneğin son sınıf olmalarına gerek yok ondan bir önceki sene de girebilirler o sınava eğer kendilerini yeterli görürlerse. Ama sadece bu bir tek kriter değil, aynı zamanda lisede yaptıkları sosyal aktiviteler, hangi kulüplere üyeler. Onlarla ilgili makaleler de gönderiyorlar kendilerini ve sosyal yönlerini anlatan. Sadece puana göre değil sosyal kapasiteye göre de değerlendiriliyor orada üniversiteler.

ABD’de Öğrenciler Sosyal Sorunlara Yönlendiriliyor

Özellikle çok iyi üniversitelerde Colombia olsun Harvard olsun zaten öğrencilerin SAT sınavı puanı çok yüksek. Ama ne bileyim başka aktiviteler yapmışlarsa yaşlı bakım evlerinde ek iş yapmışlarsa lisedeyken,  başka başka aktivitelere de katılmışlarsa, kamuyla ilgili fakirlere yardım gibi bir organizasyonda bulunmuşlarsa bu tip aktivitelerini yazarak da diğerlerinden farklılık yaratmaya çalışıyorlar. Bu aslında önemli bir şey oluyor. Öğrencileri lisedeyken toplum sorunlarına itiyor ve o toplum sorunlarının  bir parçası olması ve o parçayla beraber üniversiteye başvurusunda yüksek yere çıkmasına imkan sağlıyor.

Üniversite Sınavının Kalkacağını Düşünmüyorum

Ben üniversite sınavının kalkacağını düşünmüyorum ama bunun da tek bir kategori olarak kullanılmasına da karşıyım. Bazen öğrencilerimiz sınavda bir başarı gösteremiyorlar, bilgilerini sınava yansıtamıyorlar ama bilgileri çok yüksek oluyor. Bu nedenle buna özellikle lise öğretmenlerinin verdiği referans mektupları, aldıkları sınav sonuçları, yaptıkları sosyal aktiviteler gibi kendi yazdıkları makaleler gibi materyallerden oluşan kendilerini anlatan bir başvuru gibi olmalı üniversite başvurusu. Nasıl işe başlarken bir cv hazırlayıp orada kendinizi tanıtıyorsanız onun gibi bir dosya hazırlayarak başvurması, öğrenci için çok daha doğru karar verilmesini sağlayacaktır.